Sitemizin hiçbir kişi, kurum yada kuruluş ile bağlantısı bulunmamaktadır. Bağımsız olarak sosyal etkileşim kurabileceğiniz yurtdışı kültür etkinliklerini tartıştığımız forum sitesidir.

Boy Neden Kısa Kalır ?

Ceren

New member
Boy Neden Kısa Kalır? Bir Hikâye Üzerinden Düşünceler

Merhaba Forumdaşlar,

Bugün sizlere biraz daha derinlemesine bir konu hakkında bir hikâye paylaşmak istiyorum. Bu hikâye, bir soruyu daha derinlemesine keşfetmeye çalışacak: Boy neden kısa kalır? Bu soru, belki birçoğumuzun içinden geçerken yüksek sesle dillendirmediği, ama derinlerde sorguladığı bir mesele. Şimdi bu sorunun cevabına bir hikâye ile yaklaşmaya ne dersiniz?

Bir Zamanlar…

Küçük bir kasabada, Emre adında bir genç yaşardı. Emre, her zaman boyunun kısa olmasından şikayet ederdi. Arkadaşları hep boyunun uzadığını ve daha güçlü birisi olduğunu söyleseler de, Emre, bu durumu bir türlü içselleştirememişti. Boyunun kısa olması ona hep bir eksiklik gibi gelirdi. Her ne kadar da güzel bir fiziğe sahip olsa, boyunun olmaması, sosyal hayatta biraz geri planda kalmasına yol açıyordu.

Bir akşam, kasabanın dışındaki ormanlık alanda bir yürüyüş yaparken Emre, eski bir dostu olan Zeynep’le karşılaştı. Zeynep, kasabanın en içten, en empatik insanlarından biriydi. Zeynep, Emre’nin en yakın arkadaşıydı. Her ikisi de birbirini anlayan iki farklı kişilikti: Emre, çözüm odaklı ve stratejik düşüncelerle hareket ederken, Zeynep her zaman daha duygusal ve ilişki odaklıydı.

Emre, Zeynep’i gördüğünde boyunun kısa olmasından şikayet etmeye başlamıştı. Zeynep, bu durumu anlayışla dinlerken birden Emre’ye şöyle dedi:

“Biliyor musun, bazen insanların boyu değil, ruhları uzun olur. Ama boyunun kısa olması, her zaman bir eksiklik değil, bazen senin kendi değerini bulman için bir fırsat olabilir. Herkesin bir yolculuğu var, Emre. Bazen bedenimizdeki eksiklikler, içimizdeki güçlü yönleri ortaya çıkarmamız için bize fırsat verir.”

Emre, Zeynep’in söylediklerini anlamaya çalışırken, ona göre boyunun kısa olması bir eksiklik değildi, fakat bu düşüncelerinden kurtulması için daha derin bir anlam arayışına girmeliydi.

Kadın ve Erkek Farklı Bakış Açılarıyla…

Zeynep’in empatik bakış açısı, Emre’ye bir anda başka bir dünyayı gösterebilmişti. Zeynep, her zaman olaylara insan odaklı yaklaşarak, duygusal anlamda derinleşmişti. Erkekler gibi çözüm odaklı değil, ilişkisel bir düşünce tarzını savunuyordu. Boyunun kısa olması, aslında kişiliği ve yetenekleriyle daha çok anlam kazanan bir süreçti, Zeynep’in gözünde.

Emre, Zeynep’in söylediklerinden sonra daha fazla düşündü. “Acaba boyumun kısa olması, toplumda beni sürekli bir ölçütle değerlendirmeme neden mi oluyor? İnsanlar beni dış görünüşüme göre mi değerlendiriyor?” diye sorgulamaya başladı. Emre, boyunun kısa olmasının bir sorun olmadığını, fakat bunun toplumsal algıdan ötürü zaman zaman eksik bir şeymiş gibi göründüğünü fark etti. Erkeklerin genellikle çözüm odaklı yaklaşmaları, fiziksel gücü, dış görünüşü ve başarıyı vurgulamaları bu sorunun bir parçasıydı.

Toplumsal Algılar ve Biyolojik Faktörler

Boyun kısa olmasının sebepleri çok katmanlıydı: Genetik faktörler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktiviteler ve hatta toplumsal algılar... Ancak işin içinde duygusal bir bağ kurmak da önemliydi. Çevremiz, bizi boyumuza göre değerlendirdiğinde, kendimize olan güvenimiz de etkilenebiliyordu.

Zeynep, bunun farkındaydı. O, sadece bedensel değil, ruhsal olgunluğu da bir insanın gelişiminde önemli bir etken olarak görüyordu. “Fiziksel boyun belki kısa olabilir, ama zihinsel ve ruhsal boyun sonsuz olabilir. Bu dünyada esas olan, içsel boyutunla ne kadar var olabildiğindir,” diyerek Emre’yi cesaretlendirdi.

Emre, bir süre düşündü. Sonra Zeynep’e dönüp, “Sana teşekkür ederim, Zeynep. Gerçekten bir şeyler değişti. Boyumun kısa olması, belki de sadece dışarıya yansıyan bir şey. Ama içimdeki güç, duygularım, düşüncelerim… Bunlar beni daha da uzun kılabiliyor.”

Boyun Kısa Kalmasının Bir Sonuç Olması…

Hikâyenin sonunda, Emre boyunun kısa olmasından dolayı yaşadığı tüm sıkıntıların bir nevi eksiklikten ziyade bir yolculuk olduğunu fark etti. Zeynep, duygusal zekasıyla, Emre’ye bu konuyu sadece fiziksel bir boyut olarak değil, duygusal ve zihinsel bir gelişim olarak gösterebilmişti. Herkesin hayatında çeşitli eksiklikler olabilirdi. Ama önemli olan bu eksikliklerin insanı nereye götürdüğüydü.

Bunu fark eden Emre, daha özgüvenli bir şekilde yaşamanın yollarını aramaya başladı. Boyunun kısa olmasını bir engel olarak görmek yerine, bu durumu kendisini tanıma yolculuğunun bir parçası olarak kabul etti.

Sonuçta…

Hikâyenin sonunda, biz de her birimiz kendi boyumuzun ne kadar önemli olduğunu, ne kadar kısa veya uzun olduğumuzu sorgulamalıyız. Boyumuz, toplumun bizlere sunduğu bir ölçü olabilir, ama bu ölçü sadece bir dış gözlem. İçsel dünyamız, düşüncelerimiz ve duygularımız, aslında bizi var eden asıl uzunluk.

Sizler de böyle bir hikâye yaşadınız mı? Boyunuzun kısa olması sizde nasıl bir etki yarattı? Duygusal ya da çözüm odaklı olarak bu sorunu nasıl aşmaya çalıştınız? Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

Sevgiler,

[Forumdaş]
 
Üst