Sitemizin hiçbir kişi, kurum yada kuruluş ile bağlantısı bulunmamaktadır. Bağımsız olarak sosyal etkileşim kurabileceğiniz yurtdışı kültür etkinliklerini tartıştığımız forum sitesidir.

Bir insanı küçük düşürmek günah mıdır ?

Damla

New member
Bir İnsanı Küçük Düşürmek Günah mıdır? Bir Hikâye Üzerinden Kalbe Dokunan Bir Sorgulama

Selam forumdaşlar… Bugün sizlerle bir hikâye paylaşmak istiyorum. Hani bazı sorular vardır, bir cümle gibi görünür ama insanın içine oturur, günlerce aklından çıkmaz. “Bir insanı küçük düşürmek günah mıdır?” sorusu da benim için öyle oldu. Bunu bir vaaz gibi değil, bir hayat kesiti gibi anlatmak istiyorum. Belki okurken içinizde bir yerlere dokunur, belki de “ben de bunu yaşadım” dersiniz. O yüzden gelin, birlikte bir hikâyenin içine girelim.

Toplantı Odasında Başlayan Hikâye

Murat kırklı yaşlarının başında, işinde başarılı, planlı ve çözüm odaklı bir adamdı. Hayatı hep strateji üzerine kurmuştu. Sorun varsa çözülür, hata varsa düzeltilirdi. Ona göre duygular ikinci plandaydı; önemli olan sonuçtu. O gün şirkette önemli bir toplantı vardı. Herkes masanın etrafında toplanmış, sunumlar yapılmıştı. Sıra genç bir çalışan olan Emre’ye geldi.

Emre heyecanlıydı. Sesinin titrediği belliydi. Bir yerde takıldı, yanlış bir rakam söyledi. Murat dayanamayıp sözünü kesti.

“Bu kadar basit bir şeyi bile bilmiyorsan burada ne işin var?” dedi, sesini yükselterek.

O an odada bir sessizlik oldu. Emre’nin yüzü kızardı, gözleri yere indi. Kimse bir şey söylemedi. Murat için bu sadece bir uyarıydı, hatta işin gereğiydi. Hata düzeltilmişti, konu kapanmıştı. Ama herkesin içinde, bir insanın küçücük bir anla yerle bir oluşu da o odada asılı kaldı.

Zeynep’in Gördüğü Şey

Toplantıdan sonra Zeynep, Emre’nin yanına gitti. Zeynep, ekipteki az sayıdaki kadın yöneticilerden biriydi. İnsan ilişkilerine önem verir, bir bakıştan, bir suskunluktan çok şey anlardı. Emre’nin masasının başında durdu.

“İyi misin?” diye sordu sadece.

Emre başını salladı ama gözleri doluydu. “Yanlış yaptım,” dedi. “Ama bu kadar herkesin içinde… bilmiyorum.”

Zeynep için mesele hata değildi. Mesele, bir insanın onuruydu. Emre’nin o an yaşadığı utanç, belki de yıllarca içinde taşıyacağı bir yara olacaktı. Zeynep bunu hissediyordu. Çünkü o da zamanında benzer şeyler yaşamıştı. Küçük düşürülmenin, insanın içini nasıl sessizce parçaladığını biliyordu.

Erkek Aklı, Kadın Kalbi

Akşam olduğunda Zeynep, Murat’ın yanına gitti. “Bugün Emre’ye söylediklerin hakkında konuşabilir miyiz?” dedi.

Murat şaşırdı. “Ne var bunda? Yanlış yaptı. Ben de düzelttim. İş böyle öğrenilir.”

Zeynep sakin bir sesle konuştu: “Düzeltmekle küçük düşürmek arasında fark var. Sen çözüm odaklı baktın, ben ise onun ne hissettiğine baktım.”

Murat ilk kez duraksadı. O an fark etti ki, onun için mesele sonuçtu ama Zeynep için süreçti. Erkeklerin çoğu gibi Murat da problemi ortadan kaldırmayı başarı sayıyordu. Zeynep ise ilişkileri onarmayı, insanı ayakta tutmayı önemsiyordu.

“Peki bu günah mı yani?” dedi Murat biraz savunmacı bir tonla.

Zeynep derin bir nefes aldı. “Günah mı bilmiyorum ama kalp kırmak. Ve kalp kırmanın bedeli bazen görünmez oluyor.”

Gece Gelen Sessizlik

O gece Murat eve gittiğinde huzursuzdu. Zeynep’in sözleri kafasında dönüp duruyordu. Balkona çıktı, sessizliğin içine baktı. Aklına çocukluğu geldi. Öğretmenin, sınıfın ortasında onu azarladığı bir gün… O an hissettiği küçüklük, çaresizlik.

“Demek ki unutulmuyor,” diye düşündü.

Bir insanı küçük düşürmek, sadece o anlık bir söz değildi. Yıllar sonra bile hatırlanan bir izdi. Murat, ilk kez kendine şu soruyu sordu: “Ben bugün neyi düzelttim, neyi kırdım?”

Dini açıdan bakınca da zihni karıştı. İnancında, insan onurunun kutsal olduğu öğretilmişti. Birini aşağılamak, alay etmek, toplum içinde utandırmak… Bunların hepsi kul hakkı değil miydi? Günah dediğimiz şey bazen büyük bir suç gibi gelir ama bazen de bir cümlede gizlidir.

Bir Özür ve Bir Değişim

Ertesi gün Murat, Emre’yi odasına çağırdı. Kapıyı kapattı. Bu bile Emre’yi tedirgin etmeye yetmişti.

“Dün olanlar için özür dilerim,” dedi Murat. “Hatan vardı ama seni herkesin içinde kırmamalıydım.”

Emre şaşkındı. Belki de ilk kez bir yöneticiden böyle bir cümle duyuyordu. Gözleri doldu ama bu kez utançtan değil, anlaşılmaktan.

O an Murat şunu fark etti: Küçük düşürmemek, zayıflık değilmiş. Aksine, güçlü bir insanın yapabileceği bir şeymiş.

Peki Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Bir insanı küçük düşürmek günah mıdır? Yoksa sadece “hayatın gerçeği” deyip geçilebilir mi? Erkeklerin çözüm ve sonuç odaklı yaklaşımı mı daha etkili, yoksa kadınların empati ve ilişki merkezli bakışı mı daha iyileştirici?

Siz hiç kalabalık içinde küçültüldünüz mü? Ya da farkında olmadan birini küçük düşürdüğünüz oldu mu? O anı hatırladığınızda içinizde ne oluyor?

Bu hikâyede kendinizden bir parça buldunuz mu? Gelin, yorumlarda kendi hikâyelerinizi paylaşın. Çünkü bazen bir cümle insanı yere serebilir, bazen de bir cümle yeniden ayağa kaldırır. Hangisini seçeceğimiz ise tamamen bize kalmış.
 
Üst