Sitemizin hiçbir kişi, kurum yada kuruluş ile bağlantısı bulunmamaktadır. Bağımsız olarak sosyal etkileşim kurabileceğiniz yurtdışı kültür etkinliklerini tartıştığımız forum sitesidir.

Karadeniz'de lahmi ne demek ?

Duru

New member
Karadeniz’de “Lahmi” Ne Demek? Bir Köy Hikâyesinin İçinden Gelen Unutulmuş Bir Kelime

Dedemin Sandığından Çıkan Bir Kelime: Lahmi’nin Peşinde Başlayan Yolculuk

Geçen yaz memlekete, Karadeniz’in sisli dağlarının arasına sıkışmış küçük bir köye gittiğimde başımdan geçen ilginç bir olayı sizinle paylaşmak istedim. Belki aranızda bu kelimeyi duyanlar vardır, belki de benim gibi ilk kez karşılaşanlar olacaktır. Eski bir sandığı karıştırırken dedemden kalma, kenarları yıpranmış bir defter buldum. Sayfaların arasında tek bir kelime dikkatimi çekti: “lahmi”.

İlk anda bunun ne olduğunu anlayamadım. Bir insan adı mıydı, eski bir yemek tarifi miydi, yoksa yöresel bir deyim miydi? Akşam köy kahvesinde bu kelimeyi sorduğumda yaşlılardan biri gülümsedi ve “Sen artık unutulan kelimelerin peşine düşmüşsün” dedi.

O anda fark ettim ki bazen bir kelime, sadece bir anlam taşımaz. Bir kelimenin içinde insanların yaşam biçimi, geçmişi, acıları, sevinçleri ve birbirleriyle kurduğu ilişkiler saklı olabilir.

Karadeniz’de bazı bölgelerde “lahmi” kelimesi, özellikle eski konuşmalarda ve ağız özelliklerinde “etli, ete dair, etle ilgili” anlamında kullanılan bir ifade olarak karşımıza çıkar. Kelimenin kökeni Arapçadaki “lahm” yani “et” sözcüğüne dayanır. Ancak Karadeniz insanının dilinde bu kelime yalnızca sözlük anlamıyla kalmamış, geçmiş dönemlerin mutfak kültürünü ve yaşam alışkanlıklarını da içinde taşımıştır.

Ben bu kelimenin hikâyesini öğrenmeye çalışırken aslında bir köyün hafızasına doğru yolculuk yaptım.

Ahmet Usta ve Zeynep Hanım: Aynı Soruna Farklı Pencerelerden Bakmak

Köyde bana bu kelimeyi anlatan kişi Ahmet Usta isimli yaşlı bir marangozdu. Ahmet Usta, yıllarca ahşap işçiliği yapmış, köydeki eski evlerin onarımında bulunmuş biriydi. Ona göre geçmişte kullanılan kelimeler, eski evlerin tahtaları gibiydi; sökülürse yerine yenisi konabilirdi ama eski izler kaybolurdu.

Ahmet Usta, lahmi kelimesini anlatırken önce konunun pratik tarafına baktı.

“Eskiden insanlar ellerindeki imkânlara göre yaşardı” dedi. “Bir şeyin adı bile yaşam düzenini anlatırdı. Et bulunan yemek başka, otla yapılan yemek başka değer taşırdı. İnsanlar ellerindeki malzemeye göre çözüm üretirdi.”

Onun yaklaşımı dikkat çekiciydi. Bir erkek olarak değil, bir zanaatkâr olarak olaylara daha çok çözüm, yöntem ve düzen açısından bakıyordu. Kelimenin hangi dönemde kullanıldığını, hangi yemeklerde geçtiğini, hangi ailelerin bu ifadeyi bildiğini araştırmak için hemen bir plan çıkardı.

Fakat köydeki kadınlardan Zeynep Hanım olaya bambaşka bir yerden yaklaştı.

“Sen sadece kelimeyi sorma evladım” dedi. “O kelimeyi kim söyledi, hangi sofrada söylendi, onu da düşün.”

Zeynep Hanım yıllarca köyde düğün yemekleri hazırlamış, eski tarifleri bilen biriydi. Ona göre lahmi kelimesinin anlamı sadece et değildi. O kelimenin arkasında kış hazırlıkları, kalabalık sofralar, imece usulü yapılan yemekler ve komşuluk ilişkileri vardı.

Ahmet Usta geçmişi bir harita gibi çözmeye çalışırken, Zeynep Hanım geçmişi insanların duyguları üzerinden okuyordu.

Biri “Bu kelime nereden geldi?” diye soruyordu.

Diğeri ise “Bu kelime insanların hayatında ne bıraktı?” diye bakıyordu.

Aslında ikisinin yaklaşımı birbirinin karşıtı değildi. Tam tersine, geçmişi anlamak için iki farklı kapı açıyordu.

Sizce de öyle değil mi? Bir kelimeyi anlamak için sadece sözlüğe bakmak yeterli olur mu, yoksa o kelimenin yaşandığı hayatları da bilmek gerekir mi?

Lahmi Kelimesinin Ardındaki Tarihsel İzler

Araştırdıkça lahmi kelimesinin sadece Karadeniz’e ait olmadığını, Anadolu’nun farklı bölgelerinde de tarih boyunca benzer kullanımlara sahip olduğunu öğrendim. Osmanlı döneminden günümüze kadar birçok dil unsurunda Arapça ve Farsça kökenli kelimeler halk ağızlarına karışmış, zaman içinde yöresel anlam katmanları kazanmıştır.

Karadeniz gibi coğrafyanın insan yaşamını doğrudan etkilediği bölgelerde kelimeler daha güçlü bir hafıza taşır. Çünkü burada doğa serttir, yaşam dayanışmaya bağlıdır. Dağ köylerinde insanlar birbirine destek olmadan uzun süre ayakta kalamazdı.

Bir kelime bazen bir üretim biçimini, bazen bir aile geleneğini, bazen de toplumsal dayanışmayı anlatır.

Lahmi kelimesi de bana bunu düşündürdü. Belki bugün günlük konuşmalarda sık kullanılmıyor olabilir. Ancak geçmişte insanların sofralarında, sohbetlerinde ve geleneklerinde yer etmiş bir ifade olarak kültürel hafızanın küçük ama değerli parçalarından biridir.

Bu noktada önemli olan sadece kelimenin anlamını bilmek değil, neden unutulduğunu da anlamaktır.

Modern hayat birçok yöresel kelimeyi geri plana itti. Gençler şehirlerde farklı bir dil kullanmaya başladı. Köylerde kullanılan bazı ifadeler yeni nesillere aktarılmadan kayboldu.

Ama her kaybolan kelimeyle birlikte aslında küçük bir yaşam hikâyesi de kayboluyor.

Eski Defterdeki Sır ve Köyün Unuttuğu Hikâye

Dedemin defterindeki lahmi kelimesinin yanında kısa bir not vardı:

“Bayram günü yapılan yemek, eski günlerin hatırası.”

Bu cümle beni uzun süre düşündürdü. Çünkü dedem kelimenin anlamını yazmamıştı. Onun için anlam zaten belliydi. O kelimeyi açıklamaya gerek duymamıştı, çünkü o dönemde herkes biliyordu.

Bugün ise biz bazı kelimeleri yeniden keşfetmek zorundayız.

Ahmet Usta ile birlikte eski kayıtları incelemeye çalıştık. O, köydeki eski ailelerden kimlerin bu kelimeyi hatırladığını araştırdı. Zeynep Hanım ise eski yemek sohbetlerini dinledi, kadınların anlattığı hatıraları topladı.

Birlikte yaptıkları bu çalışma bana önemli bir şey gösterdi:

Geçmişi anlamak için yalnızca bilgiye değil, insana da ihtiyaç vardır.

Erkeklerin çoğu zaman olaylara çözüm üretme, planlama ve sistem kurma yönüyle yaklaşması; kadınların ise ilişkileri, duyguları ve toplumsal bağları merkeze alması gibi farklı bakış açıları doğru kullanıldığında birbirini tamamlayabilir. Burada mesele kadın ya da erkek olmak değil, insanların deneyimlerinden gelen farklı düşünme biçimlerini bir araya getirebilmektir.

Ahmet Usta olmasaydı belki kelimenin izini süremezdik.

Zeynep Hanım olmasaydı belki kelimenin insan tarafını anlayamazdık.

Bugünden Geçmişe Bakarken: Lahmi Bize Ne Anlatıyor?

Bugün “lahmi ne demek?” diye soran biri aslında yalnızca bir kelimenin karşılığını aramıyor olabilir. Belki de geçmişten kalan bir parçaya dokunmak istiyordur.

Dil, insanların hafızasıdır. Bir kelime yaşadığı sürece geçmişle bugün arasında bir köprü kurar.

Karadeniz’de kullanılan bu tür eski ifadeler bize şunu hatırlatır: Kültür yalnızca büyük yapılar, tarihi eserler veya kitaplarda bulunmaz. Bazen bir ninenin mutfakta söylediği bir sözde, bir dedenin defter kenarına yazdığı kısa bir notta ya da yıllardır kullanılmayan bir kelimede saklıdır.

Ben o gün köyden ayrılırken lahmi kelimesinin sadece “et” anlamına gelen eski bir ifade olmadığını düşündüm. O kelime, insanların nasıl yaşadığını, nasıl paylaştığını ve geçmişi nasıl taşıdığını anlatan küçük bir hikâyeydi.

Belki sizin de ailenizde artık pek duyulmayan eski kelimeler vardır.

Büyüklerinizden kalan hangi kelime sizi geçmişe götürüyor?

Bir kelimenin ardında saklanan hangi hikâyeyi yeniden hatırlamak isterdiniz?

Belki de kaybolmaya yüz tutmuş kelimeleri yaşatmanın en güzel yolu, onları sadece açıklamak değil, hikâyelerini anlatmaktır.
 
Üst